Besin Alerjisi

19 Nisan 2014 Cumartesi

Besin alerjisi

Gıda alerjisi nedenleri ve tedavisi

Beslenme insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşayabilmesi için gereken, besin öğelerini vücuduna alıp kullanabilmesi olarak tanımlanır. Kişiler birbirlerinden yaş, cinsiyet, aktivite, genetik özellikler, ailesel geçmiş ve sağlık durumları gibi çeşitli yönlerden farklılıklara sahiptirler. Bu nedenle genel ilkeler yanında planlanacak olan beslenme türü kişiye özel olmalıdır. Besin alerjileri, bebeklik, çocukluk döneminden ve anne karnında iken bile başlayabildiği gibi, erişkin dönemde de devam edebilir.

Besin alerjileri insan hayatını etkileyen bir durumdur. Besinlerin neden olduğu her türlü olumsuz etkiyi besin alerjisi olarak tanımlamak, toplumda yaygın, lakin her zaman doğru olmayan bir yaklaşımdır. Besin alerjileri, vücutta herhangi bir besine karşı, besinlerin bizzat kendilerinin veya besinler ile birlikte alınabilecek başka etkenlerin, immünolojik ya da immünolojik olmayan mekanizmalar ile oluşturabileceği her türlü anormal tabloyu besin reaksiyonları başlığı altında toplamak doğru bir tanımlamadır. Bu reaksiyon kişiye göre değişiklik gösterebildiği gibi, çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilir veya anafilaktik şok denilen hastayı öldürecek derecede bir çok reaksiyona neden olabilir.
Alerjiye neden olan besinler

Alerjiye neden olan besinler

Besin alerjileri incelendiğinde bir çok besine karşı alerji söz konusu olabilir. Özellikle çocukluk döneminde inek sütüne karşı alerji olabileceği gibi, ileriki yaşlarda da inek sütü alerjisi ortaya çıkabilir. Bunun dışında alerji nedeni besinler, yumurta, glüten, mayalı gıdalar, soya fasülyesi, balık, buğday, bazı kuş yumurtaları, çeşitli diğer ağaç fıstıkları, nadiren diğer baklagiller, arpa, çavdar, mısır, pirinç, yulaf, domates, kabak, kiraz, vişne, kayısı, karpuz, kavun, elma, armut, gıdalardaki katkı maddeleri, kakao, şarap, bira, kahve, kabuklu besinler (fındık, fıstık, badem, ay çiçeği, ceviz) gibi, kabuklu deniz ürünleri, çilek, çikolata, hurma, çok yenilir ise bal ve benzeri besinler hem çocukluk hemde erişkinlik döneminde alerjiye neden olabilir.
Besin alerjisi belirtileri

Besin alrjisi belirtileri

Besin alerjisi, yapılan araştırmalara göre alınan besin ile ilgili çok ciddi belirtiler gösterebilir. Bu belirtiler, kişiye ve yenen besine göre değişebileceği gibi, kaşıntı, migren atakları, sedef hastalığı, irritabi bağırsak sendromu denilen gaz, şişkinlik, kusma, ishal, burun akıntısı, öksürük, hapşırma, nefes tıkanıklığı, tansiyon düşmesi gibi şikayetler, ürtiker, ödem, solunum sıkıntısı, dilde kızarıklık, dudakta şişlik, uykusuzluk gibi şikayetlere neden olabilir.
Besin alerjisi tanısı

Besin alerjisi tanısı

Besin alerjilerini teşhis etmek için bazı noktaları göz önünde bulundurmak gereklidir. Bu noktalar, reaksiyonu tetikleyen şüpheli besin, yenilen besinin miktarı, besinin tüketimi ve belirtilerin başlaması arasında geçen süre, belirtilerin nedeninin tanımlanması, besinin her tüketiminde aynı belirtilerin oluşması, egzersiz gibi diğer neden olan faktörler, son reaksiyondan sonra geçen süre gibi öyküler hastadan veya hasta yakınından alınır. Bu noktalardan sonra alerji testi yapılır.

Alerji testleri genellikle alerji uzmanları tarafından, alerji ünitesinde yapılır. Testler, deri çizme testi, spesifik IgE (RAST), bazofil histamin testi, bağırsak mukozasının biyopsisi uygulanır. Sınırlı ve kişiye özel olarak ayarlanan diyet verilerek şikayetlerin geçmesi gözlemlenir. Orjinal semptomların yeniden gözlemlenmesi için palesebo kontrollü çift kör provokasyon testleri yapılır.
Besin alerjisi tedavisi

Besin alerjisi tedavisi 

Gıda alerjisi teşhisi kesinleştikten sonra, en önemli tedavi reaksiyona yol açan gıda maddelerinden uzak durmaktır. Non- alerjik gıda hassasiyetinde gıda maddesinin küçük bir kısmı tolere edilebilir. İlaç tedavisi, gıda alerjisinin oluşumunu önleyen bir ilaç tedavisi yoktur. İlaç tedavisi daha çok gelişen şikayetlere karşı alerjik astım veya alerjik egzama söz konusu olduğunda gereklidir. Süt, tahıl ve deniz ürünleri gibi temel gıda gıda maddeleri besinden çıkarılır ise bu besinler ile eş değer gıda maddeleri besine eklenmelidir. 

Yeterli ölçüde besin alımı çocuklarda ve yetişkinlerde oldukça önemlidir. Ayrıca, otomatik enjektörlü epinefrin ağır reaksiyon riski olan hastalarda sürekli hastanın yanında bulundurması gereklidir. Bebeklerde oluşan besin alerjilerini önlemek için bebek bir yaşına girene kadar anne sütü verilmesi önerilir. 
Devamını Oku

Polen Alerjisi

17 Nisan 2014 Perşembe

Polen alerjisi

Polen alerjisi nedenleri ve tedavisi

Bitkiler için ve dünyadaki yaşamın devamı için gerekli olan polenler, bazı insanlarda alerjilere neden olur. Polenlerin yayılmaya başladığı bahar ayları ile birlikte alerjik hastalıklarda artma görülür. En sık karşılaşılan alerjik hastalık saman nezlesi (alerjik rinit'tir). Alerjik polenler, daha çok rüzgar ile taşınan, böceklerin dikkatini fazla çekmeyen soluk renkli ve koku salmayan bitkilerin polenleridir. Parlak renkli ve dikkat çekici çiçekleri olan bitkilerin polenleri böcekler tarafından taşındığı için büyük ve yapışkandır. Bu bitkilerin polenleri rüzgar yolu ile taşınmadıkları için, alerjik hastalıklara neden olmazlar.

Polen alerjisi belirtileri

Polen alerjileri, polenin vücuda girdiği solunum yollarında daha çok rahatsızlıklara neden olurlar. Polen alerjileri en sık saman nezlesi olarak meydana çıkar. Polen mevsiminde, gözlerde, burunda, genizde ve damakta kaşıntı, hapşırma atakları, üst üste beş, on defa hapşırma, sürekli devam eden burun akıntısı, gözlerde yanma, batma hissi, yüzde sivilceli kaşıntı, yanma, kaşlarda kaşınma, kepeklenme, vücudun bazı bölgelerinde kaşınma ve hastaların bazılarında alerjik astım nöbeti şeklinde belirtiler görülebilir.
Polen alerjisi belirtileri

Polen alerjisi teşhisi

Polen alerjisi tanısında öncelikle hastanın öyküsü önemli olup, polen mevsimlerinde hastalığın belirtileri ortaya çıkması tanıda yardımcı ipucudur. Bu tip alerjide hastalık tekrarlayan viral üst solunum yolu enfeksiyonundan ayırt edilebilir ise alerji testi yapılır. Alerji testi ciltte yapılan bir testtir ve altarnetif olarak kanda da bakılır. Alerji testi ile polen alerjisi tanısını koymak mümkündür. 

 

 

Polen alerjisi tedavisi

Polen alerjisi tedavisi

Polen alerjisi tedavisinde, korunma yöntemini dışında birde ilaç tedavisi verilir. Çoğunlukla alerjik rinit, alerjik konjonktivit ve saman nezlesi olarak ortaya çıkan bu reaksiyonlar için, gerek göz, gerek burun için kullanılan damlalar, spreyler ve ağızdan alınan ilaçlar kullanılır. Polen alerjisi olan kişilerde birde aşı tedavisi uygulanabilir. Bu tedavide yaşın küçük olması başarıyı arttırır. Genellikle 4 yaşından sonra alerji aşısı yapılabilir. Aşı tedavisi uygun hastaya yapılır ise başarı oranı daha yüksektir. 

Aşı tedavisi çocuklarda ilaç gereksinimini azaltır ve başka alerjilerin gelişmesini engeller. Fakat, çocuklarda tedavinin hangi alerjenlerden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği kesinlikle çocuk alerji uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. Aksi taktirde tedavinin başarısı düşer ve yan etkileri olabilir. 
Devamını Oku

Alerjik Astım

16 Nisan 2014 Çarşamba

Alerjik astım nedenleri

Alerjik bronşit (astım) nedenleri ve tedavisi

Astım, havayollarının (bronşların) kronik inflamasyonu ile seyreden nefes darlığı, hırıltılı solunum ve öksürük ile karakterize bir hastalıktır. Alerjik astım, daha çok çocuk ve genç erişkinleri tutar. Bu kişilerde aynı zamanda saman nezlesi ve nörodermit rahatsızlıklar mevcuttur. Bu durumda aslında zararsız bazı maddeler, alerjenler astım şikayetlerine neden olur. Tipik alerjenlere neden olarak çiçek polenleri, hayvan tüyleri, ev tozunda yaşayan mite'llar mantar sporları ve besin maddeleri (kuruyemişler) gibi maddeler nedeni ile alerjik astım görülebilir. Bazı dönemlerde ortaya çıkan alerjenlerin neden olduğu astıma sezonluk (mevsimlik astım) adı verilir. Bu duruma ağaç ve ot polenleri, mantar sporları da neden olabilir. Bu hastalarda mevsim dışında herhangi bir belirti göstermez.

Son yıllarda alrjik hastalıklar artış gösterdiği gibi, alerjik hastalıkların oluşmasın da bir çok neden rol oynar. Bu nedenlerin başında genetik yatkınlık söz konusudur. Anne ve babada alerjik bir hastalık var ise bebekte görülme oranı ortalama % 40 civarıdır. 
Alerjik astım belirtileri

Alerjik astım belirtileri

Alerjik astım belirtileri, göğüste dönem dönem hırıltı, hışıltı, veya ıslık sesi, geceleri ya da sabahları ilk kalkıldığında inatçı öksürük, öksürük ya da nefes darlığı nedeni ile geceleri uykudan uyanma, Koşarken öksürük, göğüste hırıltı, ve hışıltı sesi, sigara dumanı, yemek kokusu, boya gibi ağır kokular nedeni ile nefes darlığı, öksürük, hırıltı gibi şikayetlerin görülmesi, uzun süre devam eden hapşırma, geniz akıntısı, burun akıntısı, burun ya da boğazda kaşınma gibi şikayetlerde eşlik edebilir.

Alerjik astım tanısı

Alerjik astım tanısında hastanın öyküsü, hastalığın belirtileri, bu belirtilerin nasıl seyrettiği oldukça önemlidir. Astım şüphesi olan kişilerde solunum fonksiyon testleri, alerji testi ve başka hastalıkların varlığını araştırmak için radyolojik görüntüleme yöntemleri tanıda yardımcı olabilir. Şikayetlerin olmadığı dönemlerde muayene bulgusuna rastlanmayabilir ve solunum fonksiyon testleri normal çıkabilir. Bu durumda astım tanısı için göğüs hastalıkları uzmanını tarafından, hastanın takip edilmesi gereklidir.
Alerjik astım tedavisi

Alerjik astım tedavisi

Alerjik astım tedavisinde, astımı tetikleyen fatörlere karşı önlem almak ve özellikle nefes yolu ile alınan ilaçları düzenli kullanmak gereklidir. Polen, hayvan tüyü ve ev tozu, akarı gibi alerjenlerden, aspirin, bazı göz damlaları, ağrı kesici ilaçlar ve benzeri ilaçlardan, karides, midye gibi kabuklu deniz ürünlerinden, şarap, bira ve kurutulmuş mevvelerden, cipslerden, hazır çorbalardan, ağır kokulardan, çamaşır suyu gibi detarjanlardan, ev içi ve ev dışı hava kirliliğinden, aşırı stresten, üzüntüden, mesleğe bağlı alerjenlerden kaçınmak ya da korunmak alerjik astım tedavisinde oldukça önemli yeri vardır. Bu önlemlerin yanı sıra doktorun reçete ettiği ilaçları düzenli kullanmak ve kontrollerini ihmal etmemek gereklidir. 
Devamını Oku

Alerjik Egzama (Dermatit)

15 Nisan 2014 Salı

Alerjik dermatit

Alerjik dermatit (egzama) nedenleri ve tedavisi 

Alerjik (atopik) dermatit, derinin inflamasyonu (yangısı) anlamına gelir. Alerjik egzama genellikle (bebek egzaması veya sadece egzama olarak adlandırılır). Kuru, kırmızı, çoğunlukla çok kaşınan ve pul pul döküntüye neden olan bir deri iltihabıdır. Egzamanın nedeni tam olarak bilinmesede, hastalığa genellikle genetik faktörlerin rol oynadığı yapılan çalışmalar ile bildirilmektedir. Alerjik egzamaya, alerjik (atopik) astım ve saman nezlesi eşlik edebilir. Aile fertlerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi var ise çocukta egzama görülme riski daha fazladır.

Alerjik egzamaya neden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusu değildir. Alerjik egzamayı hızlandıran bazı faktörler, sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddeler ile temas, cildin kurumasına neden olan soğuk hava, bakteri kökenli ikincil enfeksiyon, stres, sıkıntı, iklim değişikliği, hava kirliliği, alerjenler, diyetle ilgili faktörler, enfeksiyonlar ve yetişkinlerde genellikle kadınlarda hormonsal değişimler alerjik egzama oluşumunu arttırabilir. Çocuklarda veya yetişkinlerde bazı yiyeceklerin alerjik egzamayı arttırdığı düşünülsede, çocukların çoğunda belirli bir yiyeceğin bu duruma neden olduğu hakkında yeterli bir bilgi bulunmamaktadır.
Alerjik egzama belirtileri

Alerjik egzama (dermatit) belirtileri

Alerjik egzama bebeklik döneminde başlar. İlk olarak iltihaplı ve kuru kabartılar şeklinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deri ise açık mor, kaverengi ve beyaz bile olabilir. Egzama ilerledikçe alın ve baş derisine yayılabilir. Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda, dirsek içlerinde, bacaklarda, diz arkalarında, sırtta, el ve ayaklarda görülür. İleriki yaşlarda yüzde, kulak arkalarında, göz çevresinde döküntü şeklinde oluşabilir. Yaş ilerledikçe yüzde küçük sivilcelenmeler ve kaşıntı, kaşlarda kepekli kaşıntı, kafa derisinde yoğun kepeklenme ve kaşıntı, sırtın boyna yakın bölgesinde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikayetlere yol açabilir. Alerjik dermatit belirtileri bazen şiddetlenebilir veya zaman içerisinde kendiliğinden şiddeti azalabilir.

Alerjik egzama (dermatit) tanısı

Alerjik egzama tanısında kullanılan özgün bir labratuvar yöntemi yoktur. Tanı, öykü ve klinik bulgulara dayanılarak tanıya ulaşılaşmak mümkün olabilir. Bunların dışında alerji testleri uygulanabilir. Kandan veya ciltten alerji etstleri yapılabilir. Çocuklarda alerji testleri doğumdan itibaren yapılabilmektedir. Alerji testinin, alerji uzmanları ya da çucuk alerji uzmaları gözetiminde yapılır. 
Alerjik egzama tedavisi

Alerjik egzama (dermatit) tedavisi 

Alerjik egzama tedavisinde öncelikle kaşıntının durdurulması gereklidir. Belirtilere neden olan faktörlerden kaçınmak önemlidir. Alerjik egzamalı hastaların, sıcak, soğuk, aşırı nem ve kuruluktan yünlü giysilerden, irritan maddelerden, derinin aşırı ve sık yıkanmasından, mekanik travmadan korunmaları gereklidir. Banyodan sonra ve günlük yaşamda derinin nemlendirilmesi gereklidir. 

Kaşıntının engellenmesi önemlidir. Bunun için hastaların psikolojik yardım alması faydalı olabilir. Bunların yanı sıra, dermatoloji (cildiye) uzmanının vereceği ilaç tedavisi düzenli bir şekilde uygulanmalı ve kontrollerin yapılması gereklidir. Ayarıca, alerjik egzama sorununda şikayetlerin görüldüğü bölgeleri mümkün olduğunca kaşımamak gereklidir. Çünkü kaşımak şikayetleri arttırır. Kaşınan bölgeleri doktor tavsiyesi olan nemlendiriciler ile nemli tutmak kaşıntıyı azaltmada faydalı olabilir. Stres egzamayı arttırdığı için stresten kurtulmaya çalışmak önemlidir.
Devamını Oku

Alerjik Konjonktivit

14 Nisan 2014 Pazartesi

Göz alerjisi nedenleri

Göz alerjisi (alerjik konjonktivit) nedenleri ve tedavisi

Gözler, aynen ağız gibi dışarıdan gelen bütün etkenlere açık bir sahadır. Göz kapakları açılıp kapandıkça havadan gelen tozu, toprağı ve mikropları engellemeye çalışır. Bu korumanın yetmediği durumlarda bir takım maddeler gözün üzerine yerleşince reaksiyon meydana gelir. Alerjik konjonktivit tek bir hastalık olmayıp, bir grup hastalığı tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Alerjik konjonktivit, genellikle atopik hatalıklar (alerjik rinit, egzama, astım) ile birlikte görülür. Alerjik konjonktivit daha çok alerjik rinit ile birlikte görülür. Hastaların genelinde her iki gözde de kaşıntı mevcuttur. Alerjik konjonktivit en sık rastlanan göz hastalığıdır ve çocuk yaşlarda başlar. Alerjik konjonktivit, genellikle ailesel olup, astım gibi benzeri şikayetler bulunabilir. Alerjiye yatkın olan kişilerin konjonktivasına temas eden havadaki alerjen maddeler konjonktiva da tip I alerji reaksiyonu oluşturur.

Alerjik konjonktivit, çok sık rastlanan tekrarlayıcı bir göz rahatsızlığıdır. Tedavi edilmez ise ciddi göz hastalıklarına ve körlüğe neden olabilecek bir problemdir.  
Alerjik konjonktivit tipleri

Alerjik konjonktivit çeşitleri veya tipleri

Alerjik konjonktivitler, mevsimsel ve pereniyal alerjik konjonktivit, vernal ve atopik keratokonjonktivit, dev papiller konjonktivit ve irritatif konjonktivit olarak sınıflandırılır.

Mevsimsel konjonktivit, ilkbahar ve sonbahar aylarında polenlerin hava yolu ile gelen alerjenlerin indüklediği ve tip I hipersensitivite reaksiyonudur. Çimenlerle oynama sırasında meydana gelir ve çabucak kaybolur. 

Pereniyal konjonktivit, aynen mevsimsel konjonktivit gibi belirtiler gösterir ve tebeşir, toz, akarlar, ev tozu ve çamaşır suyu gibi nedenlerden kaynaklanır. Tip I hipersensitivite reaksiyonudur. Pereniyal konjonktivit yıl boyu sürebilir ve şikayetleri mevsimsel konjonktivit kadar şiddetli değildir.

Verneal konjonktivit, daha çok erkek çocuklarda etki gösteren polenlerin, ultraviolenin etken olduğu tip I ve tip 4 (hücresel) hipersensitivite reaksiyonları birlikte rol alır. 10'lu yaşlarda başlar ve 20'li 30'lu  yaşlara doğru sıklığı azalır. Verneal konjonktivit genelde ailesel veya kişisel alerjiye yatkınlık olan kişilerde ortaya çıkar ve mevsimsel olup ilkbahardan yaz sonuna kadar sürebilir.

Atopik keratokonjonktivit, genellikle ailesel ya da kişisel olarak atopik dermatit, astım, alerjik rinit, ürtiker veya besin alerjisi gibi atopik hastalığı olan kişilerde görülür. Bu tip körlük riskinin en fazla görüldüğü konjonktivittir ve nadir olarak görülür. erken yaşta başlar ve uzun yıllar devam eder. Süperfisial korneal infiltratlara, süperfisial noktasal keratit ve ülserlere neden olur.

Dev papiller konjonktivit, bu hastalık kontrakt lensler, kontrakt lens temizlik veya bakım ürünlerine karşı gelişir. Bazen göz protezleri ve göze uygulanan dikişler nedeni ile de oluşabilir.  
Alerjik konjonktivit blirtileri

Alerjik konjonktivit belirtileri

Mevsimsel konjonktivit belirtileri, Gözlerde sulanma, kaşıntı, hiperemi, üst kapaklarda kabartı şeklinde oluşumlar görülür ve görmeyi tehdit etmez.

Pereniyal konjonktivit belirtileri, aynen mevimsel konjonktivit gibi, lakin sene boyu devam eder. . Korneal tutulum meydana gelmez ve görme bozukluğu olmaz.

Verneal konjonktivit belirtileri, Kaşıntı, sulanma, ışığa karşı hassasiyet, göz akıntısı, yanma, batma hissi, kızarıklık, yabancı cisim hissi, seröz- mükoid sekresyon vardır.

Atopik keratokonjonktivit belirtileri, atopik keratokonjonktivit iki taraflı ve çoğunlukla her iki gözde aynı şiddettedir. Çocukluk döneminde başlayabildiği gibi, daha sık 30-50 yaş civarında rastlanır. Mevsimsel alevlenme söz konusu olsa bile yıl boyu da şikayetler sürebilir. Kaşınma, yanma, sulanma, ışığa karşı hassasiyet, göz çevresinde hassasiyet ve ağrı ve konjonktiva tutulumu gibi belirtiler meydana gelir.

Dev papiller konjonktivit belirtileri, mukus sekresyonu ve hipermi vardır. Üst göz kapağında genişlemiş papiller ve korneada pannus mevcuttur.

İrritatif konjonktivit, çevresel etkenler, duman, mesleki maruziyetler ve irritasyonların neden olduğu konjonktivittir. Konjonktival hipermi vardır. Tedavide prezervan içermeyen yapay göz yaşı damlaları kullanılır.

Alerjik konjonktivit tanısı 

Alerjik göz hastalıklarının tanısıhastalardan alınacak bilgiler üzerine yapılacak muayene ve labratuvar testleri ile tanı kanulur. Tanının doğru konulabilmesi için iyi bir göz muayenesi gereklidir. Muayenede göz kapakları, göz yüzeyini örten konjonktiva adı verilen zar, bezlerin açıldığı bölümler, kirpikler ve kornea dikkatli bir şekilde incelenir. Bazı durumlarda göz kapaklarının arka yüzeyleride kontrol edilir.
Alerjik konjonktivit tedavisi

Alerjik konjonktivit tedavisi 

Mevsimsel ve pereniyal konjonktivit tedavisi aynıdır ve tedavide alerjen ile temas kesilmelidir. Göz kapakları üzerine soğuk kompres uygulaması fadalı olur. Bunların yanı sıra doktorun verdiği ilaç tedavisi düzenli şekilde uygulanmalıdır. Verilen ilaç tedavisi yan etkileri nedeni ile doktorun takibi önemlidir. 

Verneal konjonktivit tedavisinde, ortam ısısını düşürme, göz kapaklarına soğuk pansuman uygulama, güneş gözlükleri ve şapka kullanımı önemlidir. Verilen damlalar yan etki takibi ile kullanılmalıdır. Korneadaki kalkan ülser için yüzeyel karatektomi uygulanabilir. 

Alerjik konjonktivit
Atopik keratokonjonktivit tedavisinde, hasta etken alerjenlerden uzak durmalıdır. Kirpik temizliği ve hijyeni önemlidir. Bunların yanı sıra doktorun verdiği ilaç tedavisini düzenli bir şekilde uygulmak gerekir. 

Dev papiller konjonktivit tedavisinde, kontrakt lens kullanımına ara verilmesi, lens bakım solüsyonunun değiştirilmesi ve uzun süreli kontrakt lens kullanımından tek kullanımlık lenslere geçilmesi önerilir. Bunların yanı sıra, doktorun reçete ettiği ilaçlar düzenli bir şekilde kullanılmalıdır. Şikayetlere göre soğuk kompres uygulanabilir.
Devamını Oku

Bahar Alerjisi (Alerjik Rinit)

13 Nisan 2014 Pazar

Bahar alerjisi nedenleri

Bahar alerjisi nedenleri ve tedavisi

Bahar alerjisi, bahar ayları olan mart, nisan ve mayıs aylarında polenlerin hava yoluna yayılması ile birlikte polen alerjisi olan kişilerde veya çocuklarda alerjik reaksiyonlara neden olur. Havadaki polenler solunum yolu ile vücuda yerleşir. Bağışıklık sistemi aslında zararlı olmayan bu maddeyi düşman gibi görerek, hastalığa neden olan histamin, salgısını üretmesi ile alerjik problemler ortaya çıkar. Bahar alerjisi genellikle ailesinde alerjik problemler olan kişilerde daha fazla görülür. Alerjik hastalıklar genetik faktörlere bağlı olarak ta gelişebilir.

Alerjiye sebep olan polenler, çayır otu, huş ağacı, yulaf, buğday, mısır, çavdar ve bazı ağaçlar, çiçekler gibi bitkilerden gelir. Bahar alerjisi her yaşta görülebildiği gibi, çocuklarda çoğunlukla 2 yaşından sonra ortaya çıkar. Bunun nedeni, alerjik sorunlar için bebeğin en az iki bahar geçirmesi gereklidir. 2 yaş altı bebeklerde alerji gelişme riski daha düşüktür. 
Bahar alerjisi belirtileri

Bahar alerjisi belirtileri

Bahar alerjisi belirtilerinde, polen solunum yolu ile vücuda girdikten sonra, bağışıklık sistemi tarafından üretilen sistamin, burun, gözler ve hava geçitlerini döşeyen mukoz zarlarının iltihaplanmasına neden olur. Bu durumda devamlı hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı, gözlerde kaşıntı, yanma, sulanma ve batma hissi gibi belirtiler gösterir. Saman nezlesi olarak ta adlandırılan bu durum, tedavi edilmez ise ileriki dönemlerde yorgunluk, iştahsızlık, sinirlilik, baş ağrısı, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit ya da astım gibi hastalıklara dönüşebilir.

Bahar alerjisi tanısı

Alerji düşünülen durumlarda hastalığın belirtileri, klinik bulguların yanı sıra bazı alerji testlerinin yapılması tanıyı kesinleştirir. Alerji tanısını koymak için yapılan testler, serolojik (kan) tetkiki, deri testleri, burun sekresyonunun kimyasal analizi ve burun içerisine maddeler ile yapılan uyarı testi gibi testeler yapılır.
Bahar alerjisi tedavisi

Bahar alerjisi tedavisi

Bahar alerjisi tedavisi, alerjinin oluştuğu dönemde anti alerjik tedavinin yanı sıra hastanın alacağı önlemler ile alerjenden korunmak mümkün olabilir. Alerjiyi oluşturan alerjenler ile temasın kesilmesi gereklidir. Mevsimsel alerjenlerde polenlerin yoğun olduğu saatlerde sokağa çıkmamak, kapı ve pencereleri mümkün olduğunca kapalı tutmak gereklidir.

Sürekli devam eden alerjenlerde ev ortamının temizliği önemlidir. Tüylü ve yünlü eşyalardan uzak durulmalıdır. Ev sık sık havalandırılmalıdır. Sigara içilmemeli, içenlerden uzak durulmalıdır. kaloriferli evlerde nemlendirici kullanmak evin kuruluğunu gidermek için faydalı olabilir. Evde tüylü hayvan ve bitki beslemekten kaçınmak gerekir. Yatmadan önce duş almak ve saçları yıkamak yararlı olabilir. Polen mevsiminde çamaşırlar açık havada kurutulmamalıdır. Tüylü, yünlü battaniyeler yerine pamuklu olanlar tercih edilmelidir. Kilim halı gibi toz barındıran ev eşyalarını kulanmamak gerekir. Polen mevsiminde arabada yolculuk sırasında camları açmamak önemlidir.

Ayrıca alerjinin tipine göre ilaç tedavisi, aşı tedavisi uygulanır. Alerji tamamen tedavi edilebildiği gibi tekrarlayabilir. Bunların dışında alerji tedavisinde yeni yöntem olarak uygulanmaya başlanan soğuk ışık tedavisi, belli frekanstaki bildiğimiz günlük hayatta kullandığımız özel bir dalga boyundaki buruna uygulanır. Yaklaşık üç dakika kadar süren bu işlem ofis ortamında yapılır. Soğuk ışık yöntemi özellikle ilaç kullanması sakıncalı olan hastalarda ve hamilelerde uygun görülür. 8 seans uygulanan tedavi ile hastalar 16 ay süresince hastalığın şikayetlerinden kurtulur.
Devamını Oku

Alerjik Hastalıklar

12 Nisan 2014 Cumartesi

Alerji nedir

Alerji nedir ? Alerji nedenleri ve tedavisi

Alerji kelimesi, yunanca'da diğer anlamına gelen allos sözcüğünden köken alır. Yirminci yüzyılın başlarında vücudun herhangi bir değişmiş reaksiyonunu tanımlamak amacı ile ilk kez allerji terimi kullanılmıştır. Günümüzde ''alerji'' çoğu kişinin sorunsuz olmak üzere kabul edebileceği bir maddeye karşı olan anormal duyarlılık olarak tanımlanır. Alerji, vücudun, aslında zararı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesi ya da psikolojik etkenler nedeni ile bazı maddelere aşırı derecede reaksiyon göstermesidir.
Alerjik hastalıklar

Normalde vücudu korumakla görevli olan bağışıklık sistemi, bazı insanlarda zararlı olmayan bir takım maddelere karşı aşırı yanıt verebilir. Bu maddeler solunum yolu ile alınabildiği gibi, ciltten temas veya yiyecek şeklinde ağız yolu ile de alınır. Vücudun gösterdiği bu reaksiyonlara, aşırı duyarlılık ya da alerji adı verilir ve alerjik reaksiyona neden olan antijen ''allerjen'' olarak tanımlanır. Alerjik reaksiyonlar tek tip olmadığı gibi bir çok yolla meydana gelirler. Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşabilirler ve farklı şiddette şikayetler gösterirler.

Alerjik hastalıklar, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik rahatsızlıklardır. Bu nedenle hastalık bulaşma göstermez ve taşınmazlar. Genetik yatkınlık ve çevredeki alerjenin bir araya gelmesi ile önce vücutta bebeklik çağından itibaren bir duyarlılık oluşur. Bu duyarlılık nedeni ile bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılaması gereken lgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı sayesinde vücudun her yerine dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır ve alerjen vücuda tekrar ulaşır ise hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon gösterir. Bu reaksiyon sırasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde alerjenin etki yarattığı organda anormal derecede alerjik yangıya yol açar ve hastalığın belirtilerinin meydana çıkmasına neden olur.
Alerji tipleri

Alerji çeşitleri veya tipleri

Alerji tipleri, alerjik rinit, alerjik astım, alerjik dermatid, alerjik konjonktivit.

Genel alerjikler, bitkiler ve polenleri, çavdar, yulaf, çayır otu, huş ağaçları, küf sporları, ilaçlar, penisilinler, sülfonamidler, salisilatlar, lokal anestejikler.

Yicekler (besin alerjileri), fındık, susam, çikolata, deniz ürünleri, yumurta, bezelye, fasülyeler, fıstıklar, soya fasülyesi ve diğer baklagiler, soya, süt, buğday, mısır gibi besin maddeleri alerjileri.

Böcek ısırıkları, arı sokması bal arısı ya da yaban arısı, akrep, sivrisinek, örümcek yürümesi ve benzeri hayvanların cilt üzerinde yürümesi veya ısırması alerjileri.

Hayvansal alerjiler, kedi, köpek kılları, hamam böceği, akarlar, kirpinin dikenlerinin batması gibi hayvansal alerjiler.

Diğer alerjiler, lateks, sigara dumanı, parfümler, kolonyalar, kremler gibi alerjiler.
Alerji belirtileri

Alerji belirtileri 

Alerjik rinit (saman nezlesi) belirtileri, hapşırma, burun akıntısı, burun ve genizde kaşıntı, burun tıkanıklığı, gözlerin sulanması, baş ağrısı ve geniz akıntısı olarak görülebilir. Hasta bazı maddelere karşı alerji oluyor ise o maddenin uzaklaştırılması yeterli olabilir.

Alerjik astım belirtileri, öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, göğüs sıkışması gibi belirtiler allerjik olan veya olmayan astım belirtileridir.

Alerjik dermatid belirtileri, ellerde, ayaklarda ve yüzde yaygın şekilde kaşıntı, deri dökülmesi, kızarıklık, göz altında koyu renkleşme, saçlarda kepeklenme, deride kalınlaşma gibi belirtilerdir.

Alerjik konjonktivit belirtileri, gözlerde kaşıntı, gözlerde yanma ve göz yaşarması, batma hissi, kızarıklık ve gözlerin arkasında basınç hissi gibi belirtiler görülür.

Polen alerjisi belirtileri, burun akıntısı, kaşıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, kaşıntı ve şişmeler. yorgunluk, halsizlik, konsatrasyon bozuklukları gibi belirtiler gösterir.

Besin alerjisi
Besin alerjisi belirtileri, allerji yapan besinleri yedikten sonra, kusma, bulantı, kramp şeklinde karın ağrıları, ürtiker, egzama, baş ağrıları, ishal, astım, öksürük, hırıltı, tekrarlayan orta kulak problemleri, nezle ve burun akıntıları benzeri belirtilere rastlanır.

Böcek ısırığı alerjisi belirtileri, gözlerde kaşınma, ürtiker, boğazda ve göğüste sıkışma hissi, gözlerde, dudaklarda ve dilde şişme, konuşma bozukluğu, bulantı, kusma, bilinç kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi şikeyetlere yol açar.

Hayvan alerjisi belirtileri, burunda akıntı, kaşıntı ve tıkanma, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım en sık karşılaşılan belirtilerdir. Bazı kişilerde egzama ve kurdeşen gibi belirtiler görülür.

Lateks alerjisi belirtileri, tansiyon düşüklüğü, taşikardi ve atardamar kanında oksijenin azalması, kurdeşen, ürtiker, yüzde kızarıklık, ani nefes darlığı, kaşıntı, karın ağrısı, bayılma ve dudaklarda şişmedir.
Alerji tanısı

Alerjik hastalıklar tanısı

Alerji tanısında, en önemli adım gerçek alerji gibi belirti veren durumlardan (intolerans, gıda zehirlenmesi, ilaç yan etkileri ve benzeri alerjik durumları) ayırt etmektir. Bu nedenle kişisel ve ailesel klinik hikaye doğru ve güvenli alerji teşhisi için en kritik aşamadır. Hastanın ne tür alerjene, ne kadar süre maruz kaldığı, maddenin alerjik potansiyelinin bilinmesi ve uygun testlerin yapılması oldukça önemlidir. Alerji testleri, hastanın öyküsünün yanı sıra destekleyici tanı yöntemleri olarak kullanılır.

Teşhiste kullanılan testler, PRICK testi alerji testleri arasında en sık uygulanan testtir. İntradermal test, alerji belirtileri olan ve PRICK testi negatif çıkan hastalarda uygulanır. Kan testleri, bir çok bilimsel çalışmaya göre hastanın hikayesi ve labratuvar testlerinin beraber değerlendirilmesi alerjik hastalıklarda tanı açısından önemlidir. Uyarı testleri, alerjik hastalıkların teşhisinde altın standardı oluştururlar.
Alerji tedavisi

Alerjik hastalıklar tedavisi

Alerjik hastalıkların tedavisinde öncelikle alerjen ile alerjene neden olan faktörün bitirilmesi ya da en aza indirilmesi gereklidir. Tedavinin devamında antihistaminik ilaç tedavisi, antienflamatuar ilaç tedavisi, anti lgE antikor infüzyonu. Alerjen immünoterapi (aşı) tedavisi : Mutasyonlu protein ya da suni olarak üretilmiş hipoalerjik maddeler kullanılarak tedavi metodları uygulanır.
Devamını Oku

Ayak Yanması (Yanan Ayaklar Sendromu)

Ayak yanması

Yanan ayak sendromu nedenleri ve tedavisi  

Yanan ayaklar sendromu, ayaklarda şiddetli yanma, iğnelenme, kaşınma ve karıncalanma ile birlikte bazen kızarma ve terlemeninde eşlik ettiği bir durumdur. Kızarıklık olan durumlara eritmomelaljia denilir. Yanan ayaklar sendromu bazı nörolojik ve tıbbi bir soruna eşlik edebileceği gibi, tek başına görülebilir. Tek başına görülen yanan ayaklar sendromunda, genetik faktörü olan görme tembelleği ve görme alanında bozuklukların eşlik ettiği vakalar da bildirilmiş ve bu durum özel bir sendrom olarak tanımlanmıştır. Çoğunlukla 50 yaş üzeri kişilerde ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür. Özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda gece ayakları örtememe ve yanma sık görülen şikayetlerden'dir. 

Yanan ayaklar sendromu sadece geceleri değil gündüzleri de rahatsız eden bir problemdir. Ayaklardaki yanma bazen basma bozukluklarından, kanda hemoglobin yüksekliğinden, amiloidoz birikiminden, şeker hastalığından (diyabetik ayak), vitamin eksikliklerinde, tarsal tünel sendromunda, lomber disk hernisi (bel fıtığı), siyatik sinir hasarında, yoğun alkol alımı nedeni ile B vitamini eksikliğinde, romatoid artrit, hipotiroidi, böbrek yetmezliği, huzursuz bacak sendromu gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Taban düşüklüğü olan kişilerde, ayak altı yanması yaşarlar. Bu yanmaların giderilmesi için ayak spreyleri, kremleri, kullanılabilir.
Ayak yanması belirtileri

Yanan ayak sendromu belirtileri  

Ayak yanması belirtileri, ayaklarda özellikle geceleri rahatsız eden yanma, karıncalanma, iğnelenme ve kaşınma hissi veren belirtiler görülür. Ayak yanması bazı durumlarda gündüzleride rahatsız edebilir ve hastada strese, uykusuzluğa neden olur. Ayaklarda devamlı olarak yanmadan doloyı ayakta durmak zorlaşabilir.  

Yanan ayaklar sendromu tanısı 

Ayak yanması tanısı, Hastalığın ve altta yatan nedenin incelenmesi için nöroloji, dahiliye veya ortopedi uzmanlarına baş vurmak gerekebilir. Tanı için kan tahlilleri, elektromiyografi (EMG), manyetik rezonans (MR), ayak grefileri gibi tanı yönemleri kullanılır. 
Ayak yanması tedavisi

Ayak yanması tedavisi 

Ayak yanması tedavisinde, öncelikle altta yatan nedenin incelenmesi ve uygun tedavinin yapılması gereklidir. Tedavinin yanı sıra vitamin takviyesi, ayak bakımı ve hijyeni tedavide oldukça önem taşır. Ayak yanması tedavisinde neden bulunana kadar hastanın takip edilmesi ve şikayetlerin azaltılması için ilaç tedavisi verilir. Giyilen çoraplar ayak yanması şikayetinde oldukça önemlidir. Sentetik çoraplar ayaklardaki teri emmediğinden ayaklarda yanamaya sebep olur. Pamuklu çoraplar giymek ayakların yanmasını azaltır. Ayrıca, ayakkabıların hava alması, dıştan dikişli olması ve ayakları terletmeyecek şekilde olması oldukça önemlidir.  Ayak yanması problemi genellikle nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve takip edilir. 
Devamını Oku

Ayak Üşümesi

10 Nisan 2014 Perşembe

Ayak üşümesi nedenleri

Ayak üşümesi nedenleri 

Ayak üşümesi kış ayalarının en fazla görülen problemlerinden biridir. Üşüyen ayakların ısınması için öncelikle ayakların terli olmadığından ve kuru olduğundan emin olmak gereklidir. Eğer ayak terlemesi sorunu var ise kış aylarında bile kuru tutmak için pudra kullanmak faydalı olur. Kışın giyilen yünlü çoraplar teri çok fazla emmediğinden direkt giyildiğinde ayakkabı içerisinde terleme yapar. Ayak üşümesi alınan tedbirlere rağmen devam eder ise altında yatan bazı sağlık problemleri olabilir.

Bu problemler, kansızlık, varis hastalığı, sinir sistemi hastalıkları, gribal hastalıklar, gün boyu hareketsiz kalmak, masa başı işleri, tiroid bezinin yeterli çalışmaması, raynaud hastalığı, kas romatizması, priferik nöropati, priferik arter hastalığı, alkol, sigara kullanımı, stres, düşük tansiyon, yüksek tansiyon, ayak veya ayak bileği kırıkları, çıkıkları ve parmaklarda meydana gelen travmatik sorunlar, geçirilen cerrahi operasyonlar gibi benzeri bazı sağlık sorunlarından dolayı ayaklarda gece üşümeleri ya da gün içerisinde üşümeler olabilir. Ayak üşümeleri çok fazla sorun oluyor ise mutlaka bazı uzmanlarca değerlendirilmesi, dahiliye, kalp damar cerrahisi, fizik tedavi, romatoloji ve nöroloji uzmanlarına baş vurmak oldukça önemlidir. 
Ayak üşümesi

Ayakların üşümesi önlenebilir mi ?

Ayakların üşümesini engellemek için, çorapları giymeden önce ayakları ve parmak aralarını pudralamak ve yünlü çorapların altına pamuklu çorap giymek terlemeyi önler ve ayakların daha iyi ısınmasını sağlar. Ayrıca, içeriğinde zencefil, kafuru ve paprika olan ayak kremlerinin ayakları ısıtıcı etkisi vardır. Çorapları giymeden önce ayakları bu kremler ile masaj yapmak ayakların üşümesini azaltabilir. Sonradan genişler diyerek alınan dar ayakkabılar, ayaklardaki kan dolaşımını engellediği için ayakların üşümesine neden olabilir. Bu nedenle ayakkabı içerisinde parmakların ve ayağın rahat edeceği ayakkabı seçimi yapılması önemlidir.
Devamını Oku

Ayak Kokusu

9 Nisan 2014 Çarşamba

Ayak kokusu

Ayak kokusu nedenleri ve tedavisi

Ayak kokusunun sebebi, ayaktaki flora denilen bakteri örtüsünün bazı bünyelerde oluşan kimyasal maddelere karşı bazı mikroorganizmaların daha yoğun olması sonucu meydana gelir. Bu yoğun olan bakteriler, kişiden kişiye farklılık gösterdiği gibi, sık ayakkabı değiştirmemek, sık çorap değiştirmemek veya her gün ayağı yıkamamak ta ayak kokusuna neden olabilir.

Terleme sonrası ayağın kurumasına izin vermeyen, ayağı uzun süre nemli bırakan ayakkabılar, ayağımızdaki mikroorganizmaların üremesini ve ayak kokusuna yol açarlar. Ayağın oluşan nemini pamuklu ya da sentetik olmayan bir çorap ile emilmesi mümkün değil ise ayakta yoğun bir nemlenme olur. Nem, sıcaklık ve ıslaklık mikroorganizmaların üremesi için çok uygun bir ortamdır.
Ayak kokusu tedavisi

Ayak kokusu tedavisi

Ayak kokusunun tedavisi, halk arasında kullanılan sirke veya siyah çay kullanımı gibi uygulamalar mevcuttur. Fakat bunların tıbbi açıdan herhangi bir bilimselliği olmamakla beraber, şu şekilde bir yararı olabilir. Bu yarar, ayakları çok fazla yıkamayan insanlarda çay ya da benzer bir sıvı ile yıkandığında normal su ile yıkamaktan farkı yoktur. Ayaklar düzenli yıkandığında ayak kokusuna neden olan mikroorganizmalar çok fazla üremez. Ayak kokusu tedavisinde merhemler ve bazı sprey losyonlar vardır. Bunlar özellikle ayak konusunda uzman olmuş bazı firmaların ürettiği losyon, parfüm ve pudra gibi kozmetik ürünler kullanılabilir.
Ayak kokusu önlenebilir mi?

Ayak kokusu önlenebilir mi?

Ayak kokusunu önlemenin bir kaç basit yolu vardır. Bunlardan bir tanesi sürekli aynı ayakkabıyı giymemek, ayakkabıların kurumasına fırsat vermek, her gün ayakları yıkamak ve kurulamak, pamuklu ve ayak nemini emecek çoraplar giymek gibi önlemler alınabilir. Bunlara rağmen, ayak kokusu devam eder ise kozmetik veya medikal ilaçlar ile ayakta'ki koku yapan mikroorganizmaları azaltmaya yönelik ürünler kullanılması fayda sağlayabilir. Ayak mantarı enfeksiyonunun olması ya da bir cilt probleminin olması durumunda bunların tedavisinin yapılması gerekir.

Ayak kokusu yapan bazı ayakkabıları giymek te ayak kokusuna neden olabilir. Ayakkabılar kulanılan malzemeler nedeni ile ayak kokusuna sebebiyet verebilir. Bu nedenle ayak kokusunun ayakkabıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmek gerekir.  
Devamını Oku